14 Temmuz 2010 Çarşamba

Göreme Açık Hava Müzesi


Nevşehir'e 13 km. uzaklıkta ve Göreme kasabasının 2 km. doğusunda yer alan bir kaya yerleşim yeridir. M.S. 4. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar yoğun bir şekilde manastır hayatı yaşanmıştır. Hemen her kaya bloğunun içinde kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve oturma mekânları mevcuttur. Bugünkü Göreme Açık Hava Müzesi manastır eğitim sisteminin başlatıldığı yer olarak kabul edilir. Soğanlı, Ihlara, Açıksaray aynı eğitim sisteminin daha sonraları görüldüğü yerlerdir.
Kiliseler, 2 tür teknikle boyanmıştır. Birincisi, doğrudan doğruya kaya yüzeyi düzeltilerek üzerine yapılan boyama; ikincisi ise, kaya üzerine yapılan secco (tempera) ve fresko tekniği ile yapılan boyamadır. Kilisede işlenen konular İncil ve Hz. İsa'nın hayatından alınmıştır.
Göreme Açık Hava Müzesi'nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basil Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise bulunmaktadır.
http://www.nevsehirkulturturizm.gov.tr

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Ürgüp Müzesi

Ürgüp Müzesinden seçmeler...
Küçük bir müze ama giderseniz gezmeyi ihmal etmeyin...
İçanadoluda yer almasına karşın çevrede bulunmuş deniz canlısı fosilleri ve fosilleşmiş mamut dişleri de sergileniyor.

11 Temmuz 2010 Pazar

Atçalı Kel Memed Efe


1829'da Kuyucak'ta başlayan Kel Memet'in önderliğindeki Aydın ayaklanması bir halk ihtilali özelliklerini taşır... Osmanlı İmparatorluğu'nun girdiği savaşların vergi yükünden bunalan halka bu vergiyi kaldırdığını ilan etmiş, mültezimlerin, voyvodaların ve zabitlerin halktan keyfi olarak topladıkları vergileri kaldırmıştır... hükümetten serbest ticaret ve tarımın korunmasını, kanunların değiştirilmesini, daha eşit kanunlar yapılmasını ve askerliğin yeni esaslara bağlanmasını istemiştir... İlk ayaklanmasında Aydın mütesellimi ve yanındaki adamlarıyla girdiği çatışmalar hariç, diğer kasabalarının hiç birisinde ona karşı silah atılmamıştır. Aksine, adamlarıyla birlikte bu kasabalara birer kurtarıcı gibi girmiştir. İdaresi altında bulunan yerlerde halkının malına, canına ve ırzına saygı göstermiştir. Seyahat hürriyetine engel olmamıştır. Zulmü ve adaletsizliği ortadan kaldırmak, yeni bir düzen kurmak için çalışmıştır.
(Wikipedia)
Çok sevilen Efe hakkında çok değişik söylenceler vardır. Aydın'ın en ünlü derebeylerinden mültezim Arpazlı ailesinin yanında çalışan Kel Memed'in beyin kızına aşık olduğu ve istettiği rivayet olunur. Elbette bu girişim hakaret ve alaylarla karşılanır. Bey; "Ülen çulsuz, Aydın'a vali ol da öğle gel." diyerek onu kovalar. Sonuçta osmanlıya karşı ayaklanmayı başlatan Kel Memed Efe kendini Aydın Valisi ilan eder ve mührünü bastırır. "Vali-i vilayet, hademe-i devlet, Atçalı Kel Memed"
Arpazlı kızını verdimi bilinez ama Osmanlı Devleti, ihtilali -kendi halkına her zaman yaptığı gibi- oldukça kanlı bir şekilde bastırır, Atçalı Kel Memed'i de asar. Buna karşı Aydın halkı onu efsaneleştirmiş ve unutmamıştır...
Fotoğrafını gördüğünüz anıtı, Atça Beldesinin girişindedir. Anıt duvarında yazılan ona ait bir başka söylencenin ifadesidir. Bence bu Atçalı'nın kişiliğini yansıtan ilginç bir öykü. Kel Memed, ayaklanma sırasında yalağı (teknesi) olmayan bir çeşmenin yanından geçer ve oraya bir tekne yapılmasını emreder. Çeşmenin üzerine de; "Su elin, Çeşme elin, Tekne Atçalı Kelin" yazdırır. Böylece hem adı kitabede yer almış, hem suyu ve çeşmeyi sahiplenmemiş hem de kitabe kafiyeli -ve bence çok sevimli- olmuştur... :)

Aksaray Müzesi

Konya Aksaray, Niğde Aksaray derken artık Aksaray
Aksaray ili oldu. Pırıl pırıl 68 numaralı İlimiz.
Kapadokyanın giriş kapısı ve harika bir müzesi var

Soldaki fotoğrafta müzede sergilenen eserlerden oluşturduğum bir kolaj görüyorsunuz. Sağdakinde ise müzede sergilenen mumyalardan örnekler var. Üstte iki bebek, altta bir kedi mumyası yer alıyor. Ortada ise mumyaların giysilerinden bir kumaş parçası görülüyor. Mumyaların Mısır'dan farklı bir teknikle ve Bizans döneminde yapıldığı biliniyor

9 Temmuz 2010 Cuma

Konstantin - Eleni Kilisesi







Ürgüp Mustafapaşa Beldesinde yer alan kilise, 1729 yılında ibadete açılmış. Halkın çoğunluğunu oluşturan Ortodoks Rumlar 1923 den sonra mübadele ile yurtlarından koparılıp yaban ellere (Yunanistan) gönderilince yerlerine Yunanistan'dan getirilen Müslüman Türkler yerleştirilmiş.
Asıl adı Sinasos olan Mustafapaşa'daki Konstantin-Eleni kilisesi ziyarete açık ve sağlam durumdadır. 2010 yılı haziran ayında Patrik Bartholomeos'un yönettiği büyük bir ortodoks ayini yapılmıştır.

Kapısındaki kitabesinde kilisenin ağzından yazılmış şekilde şu ifadeler yer alır:

Putperestlerin takipcisi, pek mukaddes kırallar mümin Konstantin ve Eleni’nin mabediyim. Sultan Ahmet zamanında kısmen inşa edildim. Sultan Abdülmecid zamanında da gerektiği gibi süslendim. Meşhur Pasios’un başrahipliği zamanında ise Sinososlular cemaatinin mücadele ve harcamaları ile temellerden inşa edildim 1729’da. 1850’de ise tamir edildim.

Günümüzde Küçük Asya Araştırmaları Merkezi’nde bulunan, 6-16 Mart 1849 tarihli, o zaman Sinasos’un idari açıdan bağlı bulunduğu Gülşehir (Aravissos) Kadısı İsmail Bey’e gönderilen bir fermanda kilisenin, ilk kurulduğu dönemdeki görüntüsünün korunması şartıyla onarımına izin verildiği belirtilmiş ve onarım sırasında denetlenmesini emredilmiştir.

Ayrıntılar için: http://www.edebiyatdergisi.hacettepe.edu.tr/index.php/EFD/article/viewFile/591/420

8 Haziran 2010 Salı

Ağzıkarahan




Aksaray Sultanhanı'ndan sonra Kapadokya'da ikinci durak Aksaray-Nevşehir karayolunun 15. km'sinde yer alan Ağzıkarahan'dır. Bulunduğu köyle aynı adı taşıyan kervansarayın, diğer adı da Hoca Mesud Kervansarayı'dır. Ağzıkarahan'ın 2 kitabesine göre yapımına zengin bir tüccar olan Hoca Mesud bin Abdullah tarafından 1231 yılında başlanmış, 1239'da tamamlanmıştır. Kervansaray'ın holü I. Alaaddin Keykubat, avlusu ise oğlu II. Gıyaseddin Keyhusrev zamanında yapılmıştır.
http://www.avanosevi.com

Hanın yazlık bölümünden
Kışlık bölüm kapısının taş süslemeleri...

Hanın avlusunda yer alan köşk-mescit 

Bin Abdullah tarafından yaptırılmış
 kışlık bölümün kapısı

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Konya İnce Minareli Medrese



Selçuklu Vezirlerinden Sahip Ata tarafından 1260 yıllarında Mimar Kölük bin Abdullah'a yaptırılmıştır.
"Kubbeli kapalı medrese planı ile açık medrese tipolojisinin buluştuğu bir denemedir. Büyük bir kubbe ile örtülü olan avlunun iki yanında tonoz örtülü dörder öğrenci odası bulunur. Girişin tam karşısında eyvan, onun iki yanında da kubbe örtülü köşe odaları vardır.
Öteki Selçuklu medreselerinde karşılaşılamayan bir taçkapı ve ona bağlı bir giriş mekânı tasarımına sahiptir. Yanında yer alan dışa açık mescit günümüze ulaşmamıştır.
İri plastik taş işçiliği ve düğümlü geniş şeritlerin içine kazınmış kitabesi yüksek ve derin bir niş biçimindeki portale özgünlük kazandırır. İri plastik enginar yaprakları, ustalıkla yapılmış yüksey rölyef geometrik süslemeleri Berenson gibi bazı araştırmacılar "Fransız gotiğinden bu yana rastlanan en soylu sanat" olarak nitelemektedir.
Tuğla duvarlar üzerinde yükselen ve düz bir pandantif yüzeyini üçgen öğelere bölen köşe öğeleri üzerinde, yirmigen bir kubbe kaidesi oluşur. Sırlı tuğla kubbenin çapı 10.80 m dir.
Tuğladan inşa edilmiş minarede, yivlerin arasındaki kaval silmeler firuze renkli sırlı tuğladandır."
(www.mimarlikmuzesi.org)

İnce Minareli Medrese Konya'nın Merkezindeki Alaattin Tepesi yanında yer almakta ve bugün Taş ve Ahşap Eserler Müzesi olarak hizmet vermektedir.

Konya Beyşehir Eşrefoğlu Camii



"Eşrefoğlu Camii, Anadolu'daki ahşap direkli camilerin en büyüğü ve orijinalidir. Konya'nın Beyşehir ilçesinin kuzeyinde, İçerişehir Mahallesi'nde yer alır. 1296-1299 yılları arasında yapılmıştır. Orta Asya'da Semerkant, Buhara gibi eski Türkistan şehirlerinde yer alan ağaç direkli camilerin ülkemizdeki bir örneği olan Eşrefoğlu Camii, çok sayıda ahşap sütun üzerinde yükselir. Yüzyıllar boyu kış aylarında camiinin damındaki kar, çatının ortasındaki boşluktan ortadaki havuza atılmış ve ortamı nemlendirerek yakılan sobalardan ötürü ahşap sütunların çatlayıp kurumasını engellemiştir...
6 metre yüksekliğinde, çini mozaik ile kaplı çok görkemli bir mihraba sahiptir. Anıtsal bir taç kapısı vardır. Minberi tamamen ceviz ağacından, oymalı ve çatmalı tutkalsız yapılmıştır... Eşrefoğlu Camii, Selçuklu Ulu Camiilerinde görülen şu özelliklerin tamamını barındıran tek örnektir: Çoğul ahşap sütunlu, tavanı tamamen ahşap ve kalem işçliği ile süslenmiş, minber tamamen ahşap ve Kündekari tekniği ile yapılmış, mihrabı çinili. Beylikler Devri'nde Eşrefoğlu Beyi Süleyman Bey tarafından..." (Wikipedi) yaptırılmıştır.

Bu görkemli eser, Ödemiş Birgi'deki Aydınlıoğlu Mehmet Bey camii ile neredeyse aynı yıllarda yapılmış. Bu nedenle birçok benzerlikler taşıyor. Selçuklu taş ve ağaç işçiliğinin en güzel örneklerini görmek istiyorsanız bu camileri ziyaret etmelisiniz.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Eşrefoğlu_Camii

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Birgi 'den


Birgi Beldesi Aydınoğulları Beyliğinin ilk başkentidir. Beyliğin kurucusu Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından 1312-13 yıllarında bir külliye olarak yaptırılmıştır.
Bir ahşap oyma şaheseri sayılan minberi ile ünlüdür. Muzaferiddin Bin Abdülvahid adlı bir ustanın eseridir. Kündekâri denilen bir teknikle yapılmıştır. Pencere kapakları da birer sanat eseridir.
Fotoğrafta sağda caminin güney duvarında yer alan bir pencere ve kürsü, ortada Birgi girişindeki doğal anıt bir karaselvi ağacı, solda Aydınoğlu Mehmet Bey, oğlu İsa Bey, İbrahim Bahadır Bey ve Aydın Beyi Gazi Umur Bey'in mezarlarının bulunduğu türbenin kubbesi görülüyor.

9 Mayıs 2010 Pazar

Birgi Çakırağa Konağı


Ödemiş Birgi beldesinde Çakıağa Konağı olarak tanınan konağın inşaatına 1761 yılında Şerif Aliağa tarafından başlatıldığı bilinmektedir. Konağın zengin, renkli ve süslemeli stili, tezyinatının 19. yüzyılın ilk yarısında yapılmıştır. Üç katlı, dış sofalı, çift köşk odalıdır. Özellikle yazın kullanılan yüksek tavanlı üst katın tavan ve duvarları, zengin bitki ve meyve motifleri, şehir panoramaları ile süslüdür.Günümüzde Kültür bakanlığına bağlı bir müze olarak ziyarete açıktır.