8 Temmuz 2014 Salı

PANCARLIK KİLİSESİ

Pancarlık Kilisesi Ortahisar ile Mustafapaşa (Sinasos) yolunda Pancarlık Vadisinde yer alır. İbrahimpaşa (Babayan) köyünden araçla ya da 4-5 km yürüyerek kolayca ulaşılabilir. Yol tozlu bir bağ yolu olmasına karşın çok da kötü değildir.  
Kilise içinde oldukça iyi korunmuş çok güzel freskolar vardır. Kilisenin 11. yüzyılın ilk yarısında yapıldığı, incilden alınmış çeşitli sahneleri canlandıran freskoların aynı sanatçının elinden çıktığı ifade edilmektedir. Çevresinde keşişlerin ve rahibelerin yaşadığı peribacalarına oyulmuş bir çok mekan vardır. 
Aşağıdaki fotoğraflarda kilisenin dıştan görünümü, apsisi, apsis içindeki, duvar, tavanda yer alan freskolardan bazılarını görüyorsunuz...












4 Temmuz 2014 Cuma

BALKAN KİLİSESİ - ORTAHİSAR

Ortahisar Beldesiyle İbrahimpaşa Köyü arasındaki Balkan Deresinde yer alır. Vadinin üst kısmına oldukça yakın bir konumda kayalara oyulmuş kiliseler ve bir çok kaya mekandan oluşmuştur. Kiliselerin oldukça yakına kadar arabayla (ya da motosikletle) gidilebilir ancak daha da iyisi Ortahisar veya İbrahimpaşa'dan vadiye girip yürüyerek ulaşmaktır. Bu arada ya da eğer binicilik yapabilirseniz at ile de gitmek mümkündür.
Üstteki fotoğrafta kiliselerden biri ile mekanlardan bir kısmı görünüyor.

En yukarıda yer alan küçük kilisenin tavanı, apsis ve duvarları çok güzel freskolarla bezelidir.

Kilise kemerlerinden biri...


Kilisenin Apsisi
Kilisenin kubbe biçimindeki geometrik desen
ve dini resimlerle süslenmiş tavanı























Küçük kiliseyle aynı kaya bloğuna oyulmuş tavan ve duvarları kabartmalarla süslü bir bölüm

Palmiye desenli bir oyma sütun

Kat kat odalar  
Hemen yakında bir peri bacasına oyulmuş bir kilise daha...
Aşağıdaki kilisenin alçı üzerine yapılmış süslemeleri

2 Temmuz 2014 Çarşamba

TAVŞANLI KİLİSE

 Nevşehir, Ürgüp, İbrahimpaşa köyü yakınlarında yer alan Tavşanlı Kilise görece az harap edilmiş zengin freskolara sahiptir. Köyden yürüyerek ulaşılabilen kilise çevresinde, din adamlarına ait peri bacalarına oyulmuş barınaklar ve çeşitli mekanlar bulunur. Adını soldaki fotoğrafta görülen freskodaki hayvanın tavşana benzetilmesine borçludur. Aslında azizin yanında duran hayvanın boyutlarından ve vücut yapısından  bir keçi olduğu açıkça bellidir. Kulaklarının dik ve büyük çizilmesi bu yanılgıya neden olmuş olmalı.
Çeşitli aziz resimleri, dini resimlerle dolu tavanı ve mihrabına yakından bakıldığında freskoların altında tipik kiremit renkli kök boyayla çizilmiş eski motifler ve yazılardan buranın ilk dönemden beri kullanıldığı düşünülmektedir.
En altta sağdaki fotoğrafta kilisenin yakınında bulunan küçük bir mekanın tavanında kök boyayla çizilmiş haç görülüyor.



30 Haziran 2014 Pazartesi

GÜZELYURT YÜKSEK KİLİSE


 Güzelyurt’a 3 km kala göletin yanında yükselen tepede Yüksek Kilise yer alır. Burası 1894 yılında
inşa edilen Analipsis (Aziz Mamas) manastırıdır.  Tepe çevresinde bol obsidiyen (volkan camı) bulunması ve diğer buluntular buranın neolitik çağlardan beri bilindiğini gösteriyor. Manastırda tam tepede tek nefli ve dikdörtken planlı kilise  ve bir manastır binası yer alır. İki yapı arasında sarnıç ve toplantı alanı vardır. Burası Güzelyurt ve Hasan Dağı'nın nefis manzarası için bir seyir terasıdır aynı zamanda. Kilisenin üzeri bir taş kubbe ve beşik tonoz ile örtülüdür. Manastır binası iki girişli ve ahşap döşemeyle ayrılmış iki katlıdır.

Fotoğraflar:
Üstte Güzelyuttan Yüksek Kilise'nin ve göletin görünümü.
Altta: Manastır binası ve kilisenin genel görünümü...
En altta: Kilisenin girişi...




KİLİSE CAMİİ... (Tekrar)

Hristiyan nüfusun çeşitli şekillerde anayurtları Anadolu'dan ayrılmalarından sonra birçok kilise camiye dönüştürüldü. Tarihsel bilincin çok daha düşük olduğu dönemlerde bu dönüşüm bir bakıma bu ortak insanlık miraslarının korunması açısından yararlı olmuştur. Bunlardan biri de adı üzerinde (!) Kilise Camii... :)
Aksaray iline bağlı Güzelyurt ilçesinin (GELVERİ) Aşağı mahallesinde bulunan eser, Bizans İmparatoru Büyük Teodoslus tarafından M.S 385 yılında Aya Gregorios Theologos kutsal kilisesi olarak yaptırılmıştır.  İlk yapılışında kapalı Yunan haçı şeklinde ki kilise 1835 yılındaki restorasyon sırasında 3 nefli, kubbeli bazilika tipine dönüştürülmüştür.Kilise 1924 yılında (mübadeleden sonra) camiye çevrilmiştir. Camiye çevrilirken dış cephe değiştirilmemiş, 15 metre yüksekliğindeki çan kulesi (tuğla ile örtülerek) minare haline getirilmiş, iç kısımdaki fresk ve bezemeler kireç badana ile kapatılmıştır. Ayrıca ikonastas’i sökülerek güney duvarına yani şimdiki mihrabın bulunduğu duvara yerleştirilmiştir. Mübadele ile gönderilen Gelverili Rumların anlattıklarına göre, kilisenin kuzey duvarında İsa’nın Platus tarafından mahkemesi, çarmıha geriliş sahnesi, apsis kısmında Aziz Gregorios’un Aziz Anthanaslus’un, Aziz Baseus’un ve Kyrillos’un tasfirleri bulunmaktaydı.
Bahçede misafirhane,ambarlar,fırın, papaz evi, zengin Gelveri rumlarına ait mezarlık ve güney doğusunda ise 35 basamak merdivenle inilen yer altı suyu “Ayazma’sı” (en alttaki fotoğraf)  yer almaktadır.

Güzelyurt'un tarihçesi için:

http://www.guzelyurt-belediyesi.com/Kategori/1/Tarihcemiz.Aspx

Fotoğraflar: Yukarıda:Genel görünüm...
Aşağıda solda ikonastasis (Mihrap çevresindeki yüksekçe bölüm.) sağda, ambon (incil okunan ve vaaz verilen yüksek kısım)




Kilise bahçesinden bir sütun başlığı (solda) Kapalı mekana giriş kapısı (sağda)

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Hacı Bektaş-i Veli Türbesi

Nevşehir ili Hacıbektaş ilçesine adını veren (Eski adı Sulucakarahüyük) Hacı Bektaş-ı Veli şu anda İran sınırları içindeki Horasan Nişabur kentinde 1209 yılında doğdu. Asıl adı Seyyid Muhammet bin Seyyid İbraim Ata'dır. Hoca Ahmet Yesevi tarikatına bağlıydı. Anadolu'ya göçerek 1271 yılındaki ölümüne kadar  Sulucakarahöyük'de yaşadı. Bektaşilik tarikatının piridir.
Bektaşilik devşirme askerlerden oluşan Osmanlı merkezi ordusu Yeniçeriler'in tarikatıdır. Devşirilen acemi oğlanlar Bektaşi geleneklerine göre yetiştirilirdi.

Daha fazla bilgi için:
http://www.hacibektas.com/index.php?id=hacibektavel

Günümüzde müze olarak kullanılan türbesi Nevşehir Hacıbektaş ilçesindedir. Aşağıda Alevi ve Bektaşiler için önemli bir ziyaret yeri olan türbesinden fotoğraflar görüyorsunuz...

Müze olarak da kullanılan türbenin girişi...

O zamanki kıyafetleri sergileyen Bektaşiler...

Müzeden ilginç bir eşya: Kırk Budak Şamdan

Hacı Bektaş-i Veli'nin Türbede ayrı bir odada bulunan sandukası...
(Müzede daha bir çok Bektaşi dedesinin mezarları da bulunuyor.)


Müzede sergilenen eserlerin fotoğraflarından bir kolaj:




13 Ağustos 2012 Pazartesi

Obruk Han - Konya

Denizli - Doğu Beyazıt arasındaki o uzun mesafe Selçuklular tarafından yaptırılmış onlarca kervansaray ile süslüdür. Bunlardan bir kaçını blogumda paylaşmıştım. Konya'ya 75 km uzaklıkta  çevredeki bir manastırın toplama taşlarıyla yapılmış bir 13.yy. eseridir. Şu anda bir özel şirket tarafından restore edilmektedir. Kervansayarın arkasında ona adını veren 145 m. derinliğinde olduğu söylenen bir obruk vardır. 

Obruk Han genel görünüş...


Hanın içinden....





Hanın arkasında yer alan obruk... Obruk suyu mevsimsel olarak renk değiştirdiği sözleniyor. Baharda yeşil iken yaz sonunda turkuvaz olmaktaymış...



12 Ağustos 2012 Pazar

ERİTRAİ - KIRMIZI GİRİTLİNİN KENTİ


Çeşme yarımadasının batısında büyük bir gölü andıran korunaklı körfeze bakan eski bir İyon kentidir. Çeşme'ye 26 km uzakta Ildırı köyündedir. Söylenceye göre adının anlamı kırmızı olan Erythros önderliğinde Giritliler tarafından kurulmuştur. Daha sonra Yunanistan'dan (Hellas) gelen Atina Kralı Kodros'un akrabası Kleopos-Knopos önderliğindeki İonlar zamanında güçlenmiş ve 12 iyon kentinin yer aldığı iyon birliğinin (panionion) önemli bir üyesi olmuştur. 
Bütün bölgenin kaderi olan Lidya-Pers-İskender-Bergama Krallığı-Roma-Doğu Roma (Bizans) egemenliklerinde bir tarih yaşamıştır. Eritrai yine bu kaderin devamı olarak Selçuklu beylikleri ve Osmanlı dönemlerinde yerleşim yeri olma özelliğini korumuştur. 1964 yılında ülkemizin yüz akı arkeologlarından Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal tarafından başlatılan kazılar günümüzde de sürdürülmektedir.

Fotoğraflar:

Akropolde yer alan Atena tapınağı. MÖ 8. yüzyıldan kalma bir eserdir. Çok köşeli taşlarla oluşturulan (poligonal) teknikle örülmüş duvarları ve iç mekanda yer alan rampası arkaik çağ mimarisinin örneğidir.




Tiyatronun en üst sırasında sahneye panoramik bakış....

Akropolda Atena tapınağının altındaki bir düzlükte  Yer alan Matrone Kilisesi... Fotoğraflardan üsttekinde Kilisenin haç şeklindeki penceresinden Ildırı Ovası'nın görünümü,  ortadakinde Kilisenin sağlam kalmış tek
duvarı , alttaki fotoğrafta ise kilise bahçesindeki mezarlar ve bir melek (!) görünüyor... 


Altta, Cennet Tepe Roma Villaları kazı alanının akropolden görünüşü... Denize uzanan bu yüksek burun sıcak Ege yazlarında gerçekten mahalleyi cennete benzetiyor olmalıydı. Roma döneminde temiz su, sıcak su ve kanalizasyon sistemi bulunan bu lüks villalar nefis mozaik ve fresklerle süslüydü. Bu güzellikler Roma döneminde kalsa da 19. yüzyıla kadar burada yerleşim vardı.







10 Ağustos 2012 Cuma

Kayseri Rum Panaya Kilisesi - Yaman Dede Camii

Kayseri'nin Talas İlçesinde 1886 yılında inşa edilmiş Rum Panaya Kilisesi Kayserili yerli Rumların mübadelede gönderilmesinden sonra 1925 yılında camiye çevrilmiştir. Bu güzel eser şu sırada restore edilmiş ve Yaman Dede camii olarak ibadete açıktır. İlginç olan Rum Panaya kilisesine cami olurken aynı kaderi paylaşan Yaman Dede'nin adının verilmesidir.
1877 yılında Kayseri Rumlarından tüccar Yuvan ile Afurani'nin oğlu Dyamandi İstanbul Hukuk fakültesini bitirir, avukatlık ve öğretmenlik yapar. 1942 yılında müslüman olur. 1962 yılında ölür. Talas'ta çok sevilen biri  olarak bu esere adı verilir...

Caminin ön cepheden görünümü... (6 fotoğraftan panorama)

Solda caminin giriş kapısı... Üçgen alınlığı üzerindeki 6 satırdan oluşmuş Karamanlıca (Yunan Alfabesi ile Türkçe) kitabesi nasılsa kaybolmuş (!)...
Karamanlıca için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Karamanlıca

Sağda Camini bulunduğu sokak...

Caminin içinden sütunlar ve kubbe...