9 Kasım 2021 Salı

Diyarbakır Müzesi

 Diyarbakır Müzesi kompleksi İçkalenin büyük bir bölümünü kaplamaktadır. Kompleks alanında Amida Höyüğü, Artuklu Sarayı, Adliye A ve B binaları, Saint Geoerge Kilisesi, Aslanlı Çeşme, Hazreti Süleyman Camii, 27 Sehabe Türbesi, eski Jandarma, Cephanelik ve Cezaevi binaları gibi binalar bulunur. 


Müzedeki Adliye A Binası Kronolojik sergileme binası olarak kullanılıyor. 

Adliye A Binası üst katında yer alan Kronolojik sergi, Diyarbakır bölgesinde bulunan tarihi buluntuları bulundukları yere ve bu yerin saptanan en eski tarihlisinden başlayarak kronolojik sırayla sunmaktadır.





Müzede sıralandığı şekilde  ben de aşağıda, her ören yerinin adı, yerleşim tarih aralığı ile bulunan eserlerden bir kaçının yer aldığı fotoğraflardan birer kolaj hazırladım. 

































5 Kasım 2021 Cuma

Diyarbakır İçkale

 Diyarbakır'ın muhteşem surlarının, tepeden Dicle Nehrine ve  Hevsel Bahçelerine bakan kısmında iç kale yer alır. Surların içinde ayrıca surlarla ayrılmış, 19 adet burçla berkitilmiş içkalede bulunan Amidi Höyük kentin ilk yerleşimidir. Amed, MÖ 6100 yılından bu yana 8000 yıldır insan yerleşimi olan bir kenttir. Diyarbakır'ın ilk adı içkaledeki  Amida Höyük'ten gelmektedir. Amida, Ameda adı ilk kaz Asur belgelerinde ortaya çıkmıştır. Şehrin adı kürtçe Amed, Zazaca Diyarbekir olarak geçer. Diyarbekir Arapça Diyar -ı Bekr'den (Bekr aşiretinin ülkesi) gelir. Cumhuriyet döneminde ad değiştirme furyası içinde resmi ad olarak Diyarbakır diye değiştirilmiştir.



İçkale bugün içinde Arkeoloji Müzesi, Artuklu sarayı kalıntıları, Taş Eserler Müzesi, Kafeterya, eski cezaevi, Saint George Kilisesi, Sanat Galerisi, Kongre Merkezi, halka açık park ve  dinlenme yerleri, İçkale (Hazreti Süleyman ) Camisinin yer aldığı tarihi bir yerdir.
Müze bahçesinden iç kale


Taş eserlerden ünlü aslan ve boğa heykeli

İçkale, Diyarbakır'ın 8000 yıllık yönetim merkezidir. Şehirde hüküm süren Hurriler Urartu, Pers, Selaukos, Roma, Arap, Mervani, Selçuklu, Osmanlı uygarlıkları hatta Cumhuriyet döneminde burası kullanılmıştır.


Müze Kafeterya


Müze kafeteryasından Dicle Vadisi ve 
Hevsel Bahçeleri










İçkale Hazreti Süleyman Camii ve minaresi




Diyarbakır eski cezaevi. 










Diyarbakır Hasan Paşa Hanı

 Diyarbakır Ulu Cami'nin karşısında bulunan, bazalt ve beyaz taşlardan bölgeye özgü teknik ile yapılmış iki katlı bir handır. Osmanlı döneminde, Diyarbakır Valisi Vezirzade Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapım tarihi miladi 1573'tür. Ortada bir sütunlu ve kubbeli bir şadırvanın yer aldığı geniş bir avlusu bulunan, iki katlı bir binadır.



Çarşının hareketli, canlı bir yerinde, kalabalık gözde bir mekan olan Hasan Paşa Hanı turistlerin severek geldiği kahvaltı salonları ağırlıkta olmak üzere, turistlere yönelik çeşitli hediyelik eşya satan dükkanlarla doludur.





Hasan Paşa Hanı, her zaman canlı ve hareketli bir yer.





3 Kasım 2021 Çarşamba

Diyarbakır Saint George Kilisesi (Kara Papaz Kilisesi)

 Saint George Kilisesi, Diyarbakır Arkeoloji Müzesinin ve Artuklu Sarayının yanında, İç Kale'nin kuzeydoğu ucunda, çok kültürlü, kadim Diyarbakır'ın tarihine şahitlik eden bir eser olarak yer alır.



Kilisenin yapı planına ve kullanılan malzemelere bakılarak Roma döneminde pagan tapınağı olduğu sonradan kiliseye dönüştüğü tahmin ediliyor. 














Saint George ya da Kara Papaz kilisesinin, MS 3. yüzyılda yapıldığı düşünülüyor. İç Kale'nin Dicle'ye bakan yüksek kayalıkları üzerinde, Dicle Nehri'nin ve Hevsel Bahçeleri'nin muhteşem manzarasına tepeden bakan konumdadır.

     


Artuklular döneminde ilave edilen kubbeli yapılarla yakınındaki Artuklu sarayının hamamı olarak da kullanılmıştır. 2008 yılında restore edilerek sanat galerisi olarak kullanılmaya başlanan kilise 2021 yılında yeniden bakıma alınmıştır.

 Bugünlerde düğün yapacak gençlerin dış çekim denilen fotoğrafları için sıklıkla tarihi ve estetik bir fon olarak  kullanılmaktadır.






Diyarbakır Ulu Cami

Hemen hemen her şehirde bir Ulu Cami vardır. Şehrin en büyük ya da eskiden en büyük olan camisi ulu cami olarak adlandırılır. Ancak Diyarbakır Ulu Camisi, gerçekten bu adı tam olarak hak eden bir külliye. Doğudaki büyük kemerli kapısına yerleştirilmiş afişte, burasının 3400 yıldır sürekli mabet olduğu yazıyor. Afişe göre, Musa zamanında Sinagog, sonra kilise ve en sonunda Halife Ömer zamanında Diyarbakır fethedildiğinde camiye dönüştürülmüş.


Müslümanlar, Diyarbakır'ı fethettikleri 639 yılında, kentin en büyük ibadethanesi olan Mar Toma Kilisesini camiye çevirmişler. Bu durum, Diyarbakır Ulu Camisini, Anadolu'nun en eski camilerinden biri olduğunu gösteriyor. Camide bulunan çeşitli kitabelerden en eskisi, caminin Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah'ın emriyle 1091 tarihinde yaptırıldığını yazıyor. Bunun bir yapım değil, esaslı bir tamirat olduğu düşünülüyor. Diğer kitabelere bakarak Ulu Caminin, 1115 yılındaki deprem ve yangınla tamamen yıkıldığını ve uzun bir sürede yeniden yapıldığını öğreniyoruz. Sonradan da bir çok tamirat geçirdiği anlaşılıyor.


Ulu cami fetihten önce muhtemelen Zerdüşt olan halkın izlerini de taşır.
Giriş kapısının iki yanında iyilik ve kötülüğü, yaz ile kışı temsil eden
aslan ve boğa kabartması bulunuyor.

İslam kaynaklarına göre Diyarbakır Ulu Camisi 5. Harim-i Şerif (Kutsal Mabet) kabul edilir. Ayrıca Şam'da ki ünlü Emevi camisinin Anadolu'daki benzeridir.

Külliyenin muhteşem avlusu, turist grupları, ibadete gelenler, öylesine gezenlerle dolu. Sağda (güney) 
hanefi bölümü ve yapının en eski olduğu tahmin edilen hanefi mescidi, minaresi solda (kuzey) şafiiler bölümü, kuzey girişi ve Mesudiye Medresesi, tam ortada sivri külahıyla şadırvan ve karşıda kuran kursları, arkada kalan  doğu bölümünde kütüphane avluyu çevreliyor.

Hanefi bölümünün içinden üç fotoğraf...






Minare güney bölümüne bitişik.
Batıdaki binanın sütunları, revakları, üzerindeki taş işlemeler

Doğu girişinin avluya bakan yüzündeki süslemeler.

Cami ibadete açık ama bir müze gibi; avludaki çeşitli elemanlar, devşirme sütunlar kullanılarak yapılmış revaklar, El Cezeri'nin ders verdiği Zenciriye Medresesi, Muvakkithane olduğu düşünülen kütüphane bölümü, Mesudiye medresesinde sergilenen el yazması değerli kitaplar. Sibernetiğin kurucusu kabul edilen, ilk robotu yaptığı söylenen ünlü bilgin El Cezeri'nin yaptığı güneş saati sergilenen eserlerden bir kaçı.



"Acayib-ül Mahlukat ve Garayip-ül Mevcudat"
adlı bilimsel kitap. 

"Kitab-ül Haşaiş Fit Tıp" adlı Yunancadan tercüme
tıp ve bitkisel ilaç eseri 



El Cezeri'nin güneş saati... 

Diyarbakır Ulu Camisi gerçekten çok önemli bir tarihi eser, başlı başına bir anıt. Diyarbakır Hafızası adlı sayfada onu "Tek Başına Bir Anıt" olarak nitelemiş. Daha ayrıntılı bilgiler ve güzel fotoğraflar için aşağıda bağlantısını veriyorum.











1 Kasım 2021 Pazartesi

Diyarbakır Surları

 Diyarbakır'ın Surları bu tarihi kentimizin en görkemli tarihi eseridir. Uzunluk açısından Çin Seddi'nden sonra dünyadaki en uzun surudur. 

On Gözlü Köprüden Diyarbakır Surları

Diyarbakır surlarının uzunluğu 5200 metredir. İç kalenin 600 metrelik duvarını da buna eklersek 5800 m yani neredeyse 6 km'ye ulaşır. Yer yer 5 metre kalınlığı olan sur duvarlarının en ince kısımları ise 1,40 metredir. Dış surlar üzerine 82 ve iç kalede 19 adet burç vardır. Bu gün duvarların 645 metresi ve burçlardan 7 tanesi değişik tarihlerde yıkılmış veya yıktırılmıstır. Surların yükseklikleri en az 8 metredir. Burçların yükseklikleri ise 22 metreye kadar ulaşır. Bu yükseklikleri ve sağlamlıkları nedeniyle çok  heybetlidir ve hayranlık uyandırır. Surların içinde kalan şehrin yüz ölçümü 1,5 kilometreden fazladır.


Diyarbakır surlarının dört ana kapısı vardır. Bunlar kuzeyde Dağ Kapı (Harput Kapısı),  batıda Urfa Kapı ( Rum Kapı veya Halep Kapısı), güneyde Mardin Kapı (Tell Kapısı) ve doğuda Yeni Kapı ( Su Kapısı, Satt veya Dicle Kapı) olarak isimlendirilir. 


Surların yapım tarihi hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmektedir. Bu tarihin Hurri uygarlığına kadar (MÖ 3000 - MÖ 700) indiğini iddia edenler vardır. (İç kalede bulunan Amida höyüğü çok daha eskidir.) Ancak, mevcut sur ve burçlar Roma Uygarlığı yapımıdır. İmparator II. Kostantinus döneminde Miladi 330 veya 349 yılları arasında yapıldığı  bilinmektedir. Sur ve burçlar bazalt taş, tuğla ve harç kullanılarak inşa edilmiştir.

 Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri 28 Haziran - 8 Temmuz 2015 tarihinde 39. UNESCO Dünya Mirası Toplantısında Dünya Mirası Listesine alındı.