12 Ekim 2011 Çarşamba

Hattuşa'nın Yapıları

Fotoğraflar..
-Üst üste konmuş büyük bloklar, taşlarına şekil verilmiş böylece birbirlerine tutunmaları sağlanmış.
-Yine oldukça düzgün bir şekilde oyulmuş büyük taş bloklar.
-Dikine yerleştirilerek uzun bir kemer oluşturulmuş taşlar. Kent kapılarının yapımında bu yöntem kullanılmış.
-Yerkapı'nın tünel yapısı... Birbirinin üzerine yıkılmış gibi yerleştirilen büyükçe taşlar ve ortada bir kilittaşı sırasıyla yapılmış. Tünelin üzerinde 35 m kalınlığında bir taş-toprak yığını var ve binlerce yıldır ayakta...
-Bir saray yapısının  taş temelleri... Binalar bu taş temel üzerine kerpiç ile yapılıyor ve araya ahşap kalaslar yerleştiriliyordu.
-Boğazkalede eski bir ev o da taş temelli ahşap ve kerpiç
-Alacahöyük'te bir başka eski ev; Hitit yapı tekniği hala geçerli....

11 Ekim 2011 Salı

Hattuşaş Surları

Hattuşaş Surlarının uzunluğu 6,5 km dir. Kazılarda bulunan pişmiş toprak modellerden yararlanarak, mevcut taş temeller üzerine o günün teknikleriyle hazırlanan ve o günün ölçülerinde kerpiç kullanılarak 65 m uzunluğunda bir kısım yeniden yapılandırılmıştır. Şehir surlarının yalnızca % 1 i kadar olan yapı Hattuşanın görkemi konusunda bir fikir vermektedir.

Hattuşaş'ın Kapıları






 
Kapılar: Yukarıdan aşağıya:
Aslanlı Kapı (Soldaki aslanın kafası rekonstruksiyon)
Yerkapı: (35 m yüksekliğinde bir yapay tepenin altında 80 m uzunluğunda bir tünelin iki ucu)
Sfenksli Kapı: (Yerkapı üzerindeki yapay tepenin zirvesinde ve kentin en yüksek noktasında yer alıyor. )
Kral Kapısı: Kapının solundaki kral kabartmasının aslı Çorum Müzesinde sergileniyor)

Bilgi için:

10 Ekim 2011 Pazartesi

Yazılıkaya


 Yazılıkaya, Görkemli Hitit İmparatorluğunun en ünlü başkenti Hattuşaş yakınlarındaki kutsal alandır. Hitit halkının yeni yıl törenlerini Yazılıkaya'da yaptığı sanılıyor. Kutsal alan, doğal kayalardan oluşmuş iki oda ve bu odaların önünde şu anda yalnızca taş temelleri kalmış yapılardan meydana gelmiş.
Yukarıda fotoğraflarda en solda büyük oda, en sağda ise küçük oda görülüyor. Ortadakilerde ise kayalara kazınmış kral ve tanrı figürleri yer alıyor.
Alttaki fotoğrafta görülen figürler ise bin tanrılı Hitit ülkesinin tanrılarından bir kısmını temsil ediyor.

Bilgi için:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Yaz%C4%B1l%C4%B1kaya


8 Ekim 2011 Cumartesi

Nevşehir Müzesi

Kapadokya'ya giderseniz, Ürgüp, Göreme, Uçhisar, Ortahisar, Zelve, Mustafapaşa (Sinosis), Çavuşin, Avanos, Peri bacaları, kaya oyma kiliseleri, açık hava müzelerini gezerken Nevşehir Müzesini atlamamalısınız.

Müzenin arkeoloji ve etnografya salonlarında  Hitit'lerden Osmanlı dönemine kadar geniş bir zaman aralığına ait eserler sergileniyor.


Fotoğrafta Nevşehir Müze'sinde sergilenen eserlerden bir kolaj görülüyor.  En sağdaki iki kulplu küpe dikkatinizi çekerim. (Çok seksi değil mi? :) )

6 Ekim 2011 Perşembe

Lâle Devrinin Sadrazamı, Muşkaralı İprahim...

Muşkaralı İprahim, köyünden iş aramak için gittiği pay-i tahttan sadrazam olarak döner.  Orta ve Yeni Çağlarda Nissa olarak anılan, sonra Ürgüp'e bağlı 18-20 haneli bir köye kadar küçülen ve Muşkara adını alan köyüne büyük bir külliye yaptırır. Kurşunlu Camii ve aşevi, hamam, medrese, sıbyan mektebi yapılarından oluşan külliye, çevresine göçü teşvik eder, nüfusun artışını sağlar. Böylece Muşkara, NEVŞEHİR olur.

Muşkaralı İprahim tam bir Osmanlı rüyasıdır. Helvacı ocağından başladığı devlet görevini padişahın damatlığına ve sadrazamlığa kadar yükseltecek zeka ve yetenek sahibidir. Lâle Devri olarak anılan devr-i sadaretinde padişah, III. Ahmet'tir. 13 yıl süren sadrazamlığı sırasında Osmanlı devleti bir barış dönemi geçirir. Tarihe Lâle Devrinin Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'sı olarak geçer. Lâle Devrini sona erdiren Patrona Halil ayaklanması sırasında 1730 yılında idam edilir.


http://tr.wikipedia.org/wiki/Nevşehirli_Damat_İbrahim_Paşa

Fotoğraf : Kurşunlu Camisi minaresi, caminin kubbesindeki iç süslemeler, Şadırvan, mermer işlemeli kapı sövesi, aşevi kubbesi, ve Şehir merkezindeki heykelinden düzenlenen bir kolaj...


22 Eylül 2011 Perşembe

İkonia - Şu Bizim Konya




















Konya'nın10 000 yıllık bir tarihe sahip olduğu düşünülmektedir. Gerçekten de kentin ortasında yeralan Alâaddin Tepesi'nde Neoletik ve kalkolitik çağlardan buluntular elde edilmiştir. İl sınırları içinde (Çumra İlçesi) Çatalhöyük'te uygarlığın ilk yerleşim yerlerinden biri bulunur. Önemini günümüze kadar koruyan kent, Anadolu Selçuklu devletinin başkentliğini yapmıştır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Konya
Konya denildiğinde birçok kimsenin aklına Mevlana gelir. Mevlana Celalettin-i Rumî 1207-1273 yılları arasında Konya'da yaşamış ve orada ölmüştür.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Muhammed_Celaleddin-i_Rumi
Fotoğraflar:
1- Akyokuş'tan (Beyşehir yolu) genel görünüş...
2-Mevlana Müzesinden bir kolaj... Türbe bölümünde fotoğraf çekmeyi yasaklamışlar nedense...
3- (Sol) Karatay Medresesi'nin Anıtsal Kapısı. Kubat Abad'tan çıkarılmış çini ve alçı eserler burada sergileniyor.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Karatay_Medresesi
4-(Sağ) Aziziye Camii Konya Çarsısında ilginç mimarisi ile dikkat çekiyor...
http://www.konya.com/konya-turizm/Camiler/Konya-aziziye-cami.asp 

21 Eylül 2011 Çarşamba

Kubatabad Selçuklu Saray Sitesi



Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâattin Keykubat tarafından 1235 yıllarında Beyşehir Gölü kıyısına yaptırılmış saraylar sitesi...  Yirmi kadar değişik büyüklükte yapıdan oluşmuş. Topkapı sarayının öncülü kabul edilmekte ve sanki bir çadırlı ordugahın taş binalar şeklinde yapılmış halini andırdığı ifade edilmektedir...

Kubat Abad'a ulaşmak için Ispartanın şirin ilçesi Aksu üzerinden, Yenişarbademli, Gölkonak ve Gölyaka'ya gittik. Yol uzun, virajlı ve harikaydı... Saraylar oldukça harap durumda ve sanırım bilimsel değeri estetik ve turistik değerinin çok çok üzerinde... Ancak yukarıda görüldüğü gibi öylesine güzel bir manzaraya sahip ki kesinlikle gittiğinize pişman olmazsınız. Saraydan çıkarılmış çini ve alçı dekorasyon eserleri Konya Karatay Müzesine kaldırılmış...

Fazla bilgi için:
http://www.turkcebilgi.com/kubad-abad_saray%C4%B1/ansiklopedi


 

Afrodisyas; Aşk ve Güzellik Tanrıçasının Kenti...


Aydın ilinden Denizliye doğru  giderken bir mavi levhada "KARACASU" hemen altındaki kahverengide "AFRODİSYAS" yazısını gördüğünüzde, işi gücü düşünmeyin hemen sağa sapın. Karacasu'da bir pide yiyin ve Afrodisyas'a gidin...
Kenti gezmek için en az bir 6 saatiniz olmalı  ve makinenizin hafızasında 2GB boşluk... Yoksa yeniden geleceksiniz demektir...


Çektiğim 150-200 fotoğraftan bir kaçı aşağıda...



-En üstte ortada kentin adandığı Afrodit kültü, Tanrıça, Knidos'ta olduğu gibi güzelliğini çıplak olarak sergilemese de tüm görkemiyle ortada görülüyor. Kolajda bir yanında bir Afrodisyas vatandaşı, diğer yanında  elinde tiyatro maskesiyle ilham perisi...
Hemen altında solda ömrünün 31 yılını verdiği kazılarla kenti yeniden kuran arkeolog, Prof. Kenan T. Erim ve Afrodit tapınağının yanındaki mezarı ... (Bu arada kentin görkemini ilk keşfedenin Fotoğrafçı Ara Güler olduğunu anımsatıp, ustaya saygıyı ihmal etmemek gerek.)

3. fotoğrafta Afrodit tapınağının ayağa kaldırılarak restore edilmiş ve çevresi çimlendirilmiş anıtsal kapısı...
Kentin yaşlılar meclisinin 9 karelik panoraması...

Afrodit'in üç güzel hizmetkarı. Sonsuza kadar tanrıçanın hizmetinde kalsınlar diye olmalı mermere nakşedilmişler... Adları: Neşe, Görkem ve Tazelik...


Kentin agorası. Afrodisyaslılar bu oval havuzun çevresinde gezerek alış verişlerini yapıyorlardı....

Müze içinde ki nefis heykel ve kabartmalar, sanatsal lahitler, hamamlar, diğer tapınaklar, Roma döneminden günümüze en sağlam ulaşmış hipodrom, tiyatro ve diğerlerinin fotoğraflarını koyamadım şimdilik...  Belki sonra...


Ayrıntılı bilgi için:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Afrodisias


20 Eylül 2011 Salı

Nysa Antik Kenti









Aydın İlinin Sultanhisar İlçesinin yakınında yer alır...  Helenistik çağda (M.Ö. 3. YY) Suriye Kralı Seleukos'un oğlu I. Antiochos tarafından kurulmuştur.Kentin adının I. Antiochos'un eşinden aldığı söylenmektedir... (Karya bölgesindeki Stratonikeia kenti gibi) 
Nysa, ünlü coğrafyacı ve gezgin Amasyalı Strabon'un (M.Ö. 63-M.S. 21) eğitim gördüğü devrin önemli eğitim merkezlerinden biridir. 
Roma ve bizans dönemlerinde yerleşim gören kenti bir sel yatağı ikiye böler. Sel yatağına Roma döneminde bir tünel ve köprü yapılmıştır. Tiyatro, gymnasion, kütüphane, agora, odeon, bouleuterion (yaşlılar meclisi), Roma Hamamı kalıntıları gezilebilir.
En üstte 8 fotoğraftan oluşmuş panoromada tiyatro, alttaki kolajda tiyatronunn sahne bölümündeki nefis kabartmalardan birkaçı, alttaki fotoğrafta ise  bouleuterion görülüyor...