Konya Alaeddin Tepesinin batısında 1264 yılında Vezir Sahip Ata tarafından yaptırılan bu zarif selçuklu eseri şu anda ahşap ve taş eserler müzesi olarak hizmet vermektedir. Minaresinin ilk şerefesinden yukarısı yıkılmıştır.
Kolajda ortada 1964 yılında Mahmut Akok tarafından yapılmış röleve fotoğrafında medresenin yapıldığı çağlardaki görkemli durumu görülmekte.
Fotoğrafın solunda ahşap, sağında taş eserlerden seçmeler yer alıyor. Ahşap eserler oyma kapı, pencere pancuru, oyma ve boyalı tavan göbekleri son derece güzel ve zevklidir. Taş eserler arasında üstteki kuyruğunda da bir başı olan ejderha, altta sığır avlayan aslan, insan başlı kuş, ortada kabartma çift başlı kartal ve kanatlı melek rölyefleri özellikle dikkat çekmektedir...
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nce_Minareli_Medrese
12 Kasım 2011 Cumartesi
9 Kasım 2011 Çarşamba
ALAATTİN CAMİİ, KILIÇASLAN KÖŞKÜ, SELÇUKLU SULTANLARI TÜRBESİ
II.Kılıçaslan Köşkü; Alaeddin köşkü olarak da anılan köşk kalıntısı beton bir şemsiyeyle korumaya alınmıştır. Alaeddin tepesinin eteklerindedir. Sultan II. Kılıçaslan tarafından eski iç surlar üzerine 1190 yılında Seyran Köşkü olarak yapılmış, Sonra I. Alaeddin Keykubat tarafından genişletilmiştir.
Konya'nın Anadolu Selçuklu Devleti devrinden kalan en eski camiisidir. Alaedin Tepesi olarak anılan bir höyük (yapay tepe) üzerinde bulunmaktadır. Sultan Rükneddin Mesud zamanında inşaatı başlanmış, II. Kılıçaslan (1156-1192) devrinde inşaat devam etmiş, Sultan Alaeddin Keykubad döneminde 1221 yılında tamamlanmıştır. İçeride Bizans ve klasik devirlere ait 41 taş ve mermer sütun bulunur.
Camiinin minberi abanoz ağacından birbirine geçme (kündekari) yöntemiyle 1155 yılında Ahlat'lı Mengum Berti tarafından yapılmıştır. Zamanının ahşap işlemeciliğinin en güzel örneklerindendir. Mihrap çinilerle süslüdür. Mihrap ve kubbelerin çinileri kısmen orjinaldir.
Alaeddin Camisinin avlusunda sekizgen çatılı büyük bir türbe yer alıyor. İçinde tam sekiz Selçuklu Sultanının kabri var. Anadolu Selçuklu Sultanları baba ve dedeleriyle aynı türbeye gömülmeyi seçmişler... Bu zarif türbede çinilerle kaplı sandukalarının altında yatıyorlar...
Konya'nın Anadolu Selçuklu Devleti devrinden kalan en eski camiisidir. Alaedin Tepesi olarak anılan bir höyük (yapay tepe) üzerinde bulunmaktadır. Sultan Rükneddin Mesud zamanında inşaatı başlanmış, II. Kılıçaslan (1156-1192) devrinde inşaat devam etmiş, Sultan Alaeddin Keykubad döneminde 1221 yılında tamamlanmıştır. İçeride Bizans ve klasik devirlere ait 41 taş ve mermer sütun bulunur.
Camiinin minberi abanoz ağacından birbirine geçme (kündekari) yöntemiyle 1155 yılında Ahlat'lı Mengum Berti tarafından yapılmıştır. Zamanının ahşap işlemeciliğinin en güzel örneklerindendir. Mihrap çinilerle süslüdür. Mihrap ve kubbelerin çinileri kısmen orjinaldir.
Alaeddin Camisinin avlusunda sekizgen çatılı büyük bir türbe yer alıyor. İçinde tam sekiz Selçuklu Sultanının kabri var. Anadolu Selçuklu Sultanları baba ve dedeleriyle aynı türbeye gömülmeyi seçmişler... Bu zarif türbede çinilerle kaplı sandukalarının altında yatıyorlar...
5 Kasım 2011 Cumartesi
Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi
http://tr.wikipedia.org/wiki/Karatay_Medresesi
Müzede sergilenen en güzel eserler Beyşehir Gölünün batısındaki Selçuklu saray kompleksi Kubat-Abad'ta bulunmuş çiniler. İki değişik teknikle yapılmış çiniler haç, yarım haç, kare ve sekiz köşeli yıldız biçimindedir. Üzerinde bitki, hayvan, mitolojik yaratıklar ve insan motifleri yeralmaktadır.
http://www.habitat.org.tr/index.php?option=com_content&view=category&layout=blog&id=50&Itemid=68
4 Kasım 2011 Cuma
Carullah Bin Süleyman Külliyesi - Kula Yunus Emre Köyü
Manisa'nın Kula ilçesi çok ilginç doğa ve tarih yapıtlarına sahiptir. Ülkemizin en genç volkanik bölgesi olması dolayısıyla birçok volkan konisi ve geniş lav katmanlarıyla tarihte Katakekaumene (Yanıkülke) olarak anılırdı. Ayrıca iç batı anadolu eşiğinde yer alan ilçede peri bacaları da bulunmaktadır.
http://memreozlem.blogspot.com/2010/09/kula-bir-volkan-konisi.html
http://memreozlem.blogspot.com/2010/09/kula-divlit-tepe.html
http://memreozlem.blogspot.com/2010/09/kuladokya.html
Batı anadolu özgün mimarisinin örnekleri olan eski evlerin sıralandığı dar sokakları sizi tarihin içine çeker.
Kula'da görülecek yerlerden biri de Yunus Emre Köyü'dür. Türkiye çapında Yunus Emre'nin birçok mezarı bulunmaktadır. Bunlardan biri de Kula'ya 21 km mesafedeki Yunus Emre Köyündeki türbedir. Türbenin içinde aslında Taptuk Emre ve akrabalarının yattığı söylenen mezarlar vardır. Türbe önünde uzun bir mezar daha yer almaktadır ki burada yatanın Yunus Emre olduğu bir şiirine dayanılarak iddia edilmektedir.
Köyün eski camisi, Carullah Bin Süleyman Camii, bence ülkenin en ilginç camilerinden birisi... Bundan 8-10 yıl önce gittiğimde kapısı kilitliydi, imamı bulamamış ve içeri girememiştim. Bu yıla kadar aklımdan çıkmadı ve yeniden giderek köy kahvesindeki hacı amcaya "Yiğenim camiyi satın mı alacan?" dedirtecek kadar çok fotoğraf çektim...:)
Şu anda yalnızca çeşme ve caminin sağlam kaldığı yapı topluluğu, Carullah Bin Süleyman tarafından eski Taptuk Emre dergahının üzerine cami, çeşme, hamam, dergah ve silahhaneden oluşan bir külliye olarak 1548 yıllarında yapılmış. En üstteki iki fotoğrafta minaresi ve dıştan son cemaat yeri görülen caminin asıl özelliği duvar resimleri..
Alttaki resimlerde sırasıyla kubbe, mihrap ve doğu duvarında yer alan duvar resimleri görülüyor. Çeşitli çiçekler, binalar, yeldeğirmenleri, yelkenliler, ağaçlar, üzüm salkımları, avize ve vazolar gibi bir çok nesne kök boyalar kullanılarak duvarlara işlenmiş. Resimlerin Anadoluda adı bilinen 3 duvar ressamından biri olan Şeyhzade Abdurrahman Efendi tarafından 1808 ile 1821 yılları arasında yapıldığı camideki kitabesinden anlaşılmaktadır.
22 Ekim 2011 Cumartesi
Alacahöyük Hitit Barajı
Alacahöyük antik kentinde Tanrıça Hepat'a ithaf edilen baraj M.Ö. 1240'lara tarihlendiriliyor. Tarım arazilerini sulamak ve içme suyu sağlamak amacıyla kullanılan eser, yaklaşık 150 metre uzunluğunda bir bente sahiptir. Barajın Hitit Kralı Tuthalia tarafından, Anadolu'da yaşanan büyük kuraklığın ardından yaptırıldığı biliniyor. Derinliği farklı noktalarda beş metreye kadar ulaşan baraj, aynı döneme tarihlenen diğer örneklerinden farklı olarak yeraltı suyuyla besleniyor ve su kaynağı kendi havzasının içinde bulunuyor. Barajın açığa çıkarılan kısmında iki kanal, bir havuz ve üç heykel kaidesi bulunmuştur. Yaklaşık üçte ikisi dolan barajda bugün 2 milyon 500 bin metreküp su tutulmuş durumdadır. (Wikipedia)
Alacahöyük Müzesi
Fotoğraf, zarif ve çok renkli figürlerle süslü seramik eşyalar, seramik duvar panoları ve kabartmalı tuğlalardan hazırlanmış bir kolaj...
Alacahöyük
Alacahöyük'te kalkolitik çağdan yani 6 000 yıldan bu yana sürekli insan yerleşimleri bulunmaktadır. Kalkolitik, Eski tunç, Hatti, Hitit ve Frig uygarlıkları katmanlar halinde üst üste yığılmıştır.
Fotoğraflarda; üstte Büyük tapınağın sfeksli kapısı; ortada kapının yanındaki duvarlardayer alan Hitit dönemine ait kabartmalar, altta ise sfenksli kapının iç tarafındaki çift başlı kartal kabartması görülmekte. (Çift başlı kartal hepimize tanıdık gelmiş olmalı. Hatti ve Hititler dışında bu kudret sembolünü Roma, Bizans ve Selçuklularda da görmekteyiz.)
Büyük tapınağın yanında Hitit asillerine ait 13 büyük mezar bulunmuş 6 tanesi rekonstrüksiyon yapılarak üzeri pleksiglas örtü ile örtülmüştür.
Büyük tapınağın temellerini oluşturan kaya bloklar birbirlerine kilitlenmek üzere yontulmuş...
http://www.kultur.gov.tr/TR/belge/1-41876/alacahoyuk.html
16 Ekim 2011 Pazar
Çorum Müzesi Takılar, Mezarlar ve Etnoğrafya Salonu
Çorum müzesinden çeşitli dönemlere ait takılar...

Çorum Müzesinden iki mezar...
Sağ köşede bir garip mezarı görülüyor bir küp içine konulan ceset mütevazi hediyelerle gömülmüş.
Büyük fotoğrafta müze içinde aslına uygun olarak yeniden yapılmış bir zengin Hitit mezarı yer alıyor. Mezarın alanı yaklaşık 30 metrekare ve derinliği de 1 metre kadar. Duvarları ahşapla desteklenmiş taşlarla örülmüş, üzeri ağaç gövdeleriyle kapatılıp toprakla örtülmüş. Ceset, mezarın bir köşesine cenin konumunda yerleştirilmiş. Mezarın içine çeşitli dinsel objeler, süs eşyası, takılar, yiyecek ve içecek maddeleri konulmuş. Küçük resim mezarın sahibi... İskeletin başındaki altın taca dikkat ediniz.
Görüldüğü gibi sınıf farkı ölümden sonra da süregidiyor...
Müzenin küçük ve sevimli etnoğrafya salonunda sergilenen eserlerin fotoğraflarından hazırladığım bir kolaj. En fazla ilgimi çeken eşyalardan biri ortadaki gözlük. Hem numaralı uzak gözlüğü hem de mavi, hareketli camlarıyla güneş gözlüğü...

Çorum Müzesinden iki mezar...
Sağ köşede bir garip mezarı görülüyor bir küp içine konulan ceset mütevazi hediyelerle gömülmüş.
Büyük fotoğrafta müze içinde aslına uygun olarak yeniden yapılmış bir zengin Hitit mezarı yer alıyor. Mezarın alanı yaklaşık 30 metrekare ve derinliği de 1 metre kadar. Duvarları ahşapla desteklenmiş taşlarla örülmüş, üzeri ağaç gövdeleriyle kapatılıp toprakla örtülmüş. Ceset, mezarın bir köşesine cenin konumunda yerleştirilmiş. Mezarın içine çeşitli dinsel objeler, süs eşyası, takılar, yiyecek ve içecek maddeleri konulmuş. Küçük resim mezarın sahibi... İskeletin başındaki altın taca dikkat ediniz.
Görüldüğü gibi sınıf farkı ölümden sonra da süregidiyor...
Müzenin küçük ve sevimli etnoğrafya salonunda sergilenen eserlerin fotoğraflarından hazırladığım bir kolaj. En fazla ilgimi çeken eşyalardan biri ortadaki gözlük. Hem numaralı uzak gözlüğü hem de mavi, hareketli camlarıyla güneş gözlüğü...
15 Ekim 2011 Cumartesi
Çorum Müzesi Tarihi Araç-Gereçler
Yukarıdaki fotoğraflar:
-Obsidien ve çakmak taşından kesici aletler;
-Hitit İmparatorluğu zamanından kalma bir testere;
-Hitit döneminden Orak,balta,ok ucu, olta iğnesi vb. aletler;
-Balta kalıbı ve bu kalıba dökülerek yapılmış bir balta ucu.
Alttaki fotoğraflar:
-Taş delmeye yarayan bir matkap;
-Körük kabı (Nasıl çalıştığı aşağıdaki şekilde anlatılıyor.);
-Maltız ve seramik kaplar;
-Dokuma tezgahı malzemeleri...
Çorum Müzesinden Törensel Seramik kaplar
Çorum Müzesinden çeşitli dönemlere ait törensel kaplar. Keçi, boğa, koyun, at gibi hayvan motifleri ile süslü, boyalı, kabartmalı çok kulplu ikiz kaplar törenlerde sıvı adakların sunulmasında da kullanılırdı.
Sağ alt köşedeki nispeten sade kap oldukça büyüktür ve bira mayalanmasında kullanılıyordu.
Hayvan başı şeklindeki kaplar aslında birer kadehtir. (İçindekini bitirmeden masaya koymanız mümkün değil. :) )
Sağ alt köşedeki nispeten sade kap oldukça büyüktür ve bira mayalanmasında kullanılıyordu.
Hayvan başı şeklindeki kaplar aslında birer kadehtir. (İçindekini bitirmeden masaya koymanız mümkün değil. :) )
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















