5 Mart 2010 Cuma

Bodrum Kalesinden... Uluburun Batığı

Bodrum Kalesindeki Sualtı arkeoloji müzesinde sergilenen Uluburun Batığı:
"Tunç Çağı Batıkları salonunun ikinci ve üçüncü bölümlerinde bulunan Uluburun Sergilemesi Temmuz 1999 da açılmıştır. Birinci salona girer girmez karşımıza batığın birebir replikası çıkar. Mavi zeminde gerçekleştirilen deniz tabanı görüntüsü ise bizlere teknenin ilk kez görüldüğündeki halini yansıtmaktadır. Burada geminin alt kısmı Suriye , Mısır ve Kıbrıs'tan yüklenen yüklerin nasıl taşıdığını göstermesi açısından açık olarak yapılmıştır.Dünyanın bilinen en eski batığı olarak tanımlanan ve Uluburun açıklarında ki batık Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'nin en önemli ve özel sergilemesidir. Milattan Önce 14. yüzyıla tarihlenen batık ilk kez Bodrumlu süngerci Mehmet Çakır tarafından görülmüş. Bodrum Müzesi tarafından 1982 yılında gerçekleştirilen ilk bilimsel dalışın ardından 1984 -1994 yılları arasında on yıl süren kazıları Texas Üniversitesinden George Bass ve daha sonra Cemal Pulak başkanlığındaki heyet tarafından gerçekleştirilmiştir."
http://www.bodrum-museum.com

Batıkta ana yükü; 365 bakır külçe, 1 ton kalay külçe ve yüz testi içinde reçine oluşturmaktaydı. Ayrıca Uluburun Batığı'nda bulunan çok değerli buluntular da müze salonlarında sergileniyor.

Bodrum Kalesinden...

Bodrum kalesi (St. Peter Kalesi) iki liman arasında kayalık bir alan üzerinde kurulmuştur. Antik çağda önce ada olan bu alan sonraları kente bağlanarak yarımada durumuna gelmiştir. 1406 - 1523 tarihleri arasinda inşa edilen St. Jean Sövalyeleri'nin kalesi, kare planlı, 180 x 185 m. ölçülerindedir. İç kale içinde değişik ülke adları verilmiş kuleler bulunmaktadır. En yüksek kule deniz seviyesinden 47.50 m. yükseklikte olan Fransız Kulesi'dir. Diğer kuleler İtalyan Kulesi, Alman Kulesi, Yılanlı Kule ve İngiliz Kulesidir. Kalenin doğu duvarı dışında kalan bölümleri çift beden duvarları olarak takviye edilmiştir. İç kaleye 7 kapı geçilerek ulaşılır. Kapılar üzerinde armalar bulunmaktadır. Armalar üzerinde haçlar, düz veya yatay bantlar, ejder ve aslan figürleri bulunmaktadır. İç kalede Sapelin alti dahil olmak üzere 14 sarnıç vardır. Kale korugani, çiftli duvarlar arası su hendeği, asma köprü, kontrol kulesi, II. Mahmut tuğrası kalenin göze çarpan yerlerindendir. Bodrum Kalesi, 19. yüzyil sonunda kalenin hapishane olarak kullanıldığı dönemde bir hamam yapısı ile Osmanlı niteliği kazanmistir. Kale bugün Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmaktadır. Müze koleksiyonlarında bulunan eserler Türk hamamı, Amphora sergilemesi, Doğu Roma Gemisi, Cam Salonu, Cam Batığı, Sikke ve Mücevherat Salonu, Karyalı Prenses Salonu, İngiliz Kulesi, İşkence ve Katliam Odaları ve Alman Kulesi'nde sergilenmektedir. Ayrıca, 33.5 dönüm genişliğindeki bir arazi üzerine kurulmuş olan kalede açık mekanlarda da eser sergilenmektedir. Müze, 1995 yılında Avrupa'da Yılın Müzesi Yarışması'nda "Özel Övgü" ödülünü almıştır.
Vikipedi

1 Mart 2010 Pazartesi

Lagina

Lagina; Muğla ili, Yatağan ilçesi, Turgut Kasabası sınırlarında "Kapıtaş" mevkisindedir.
Burada tanrıça Hekate'ye (*) ait bir kutsal alan ile bu kutsal alanın çevresinde yerleşimler bulunmaktadır. Antik kalıntılar Yatağan-Milas karayolunun 1. km'sinden (Yatağan Termik Santrali yanından) sağa ayrılan yolu takiben 9. kilometrededir. Asfalt yol Hekate kutsal alanına kadar ulaşmaktadır. Burada giriş kapısı (propylon), kutsal alanın etrafını çevreleyen duvar (peribolos), kutsal alan içerisinde üzeri kapalı dinlenme ve gezinti yerleri (stoa), kurbanların kesilip tanrıçaya sunuların yapıldığı yapı (altar) ve içinde tanrıçanın heykelinin yer aldığı tanrıçanın evi (tapınak) ile rahip evleri vardır....
İlk Türk müzecilerinden birisi olan Osman Hamdi Bey, 1891-1892 yıllarında burada kazılar yapılmış ve o güne kadar bulunan eserleri toparlayarak İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne götürmüştür.
Lagina Hekate kutsal alanı Stratonikeia'nın kült yeri, bölgenin de dini merkeziydi. Stratonikeia antik kentine yaklaşık 9,5 km uzunluğunda, 3-3,5 m. genişliğinde kutsal bir yol (sacra via) ile bağlıydı...
(Yrd. Doç. Dr. Bilal Söğüt-Pamukkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü)


(*) Hekate kötülük, büyü, yer altı, karanlıklar tanrıçasıdır. Ölülerin kraliçesi olan Hekate yer altı dünyasının kapısının anahtarını elinde tutardı. Ayrıca Hekate yolda kalanların, hırsızların, tüccarların ve özellikle de falcıların tanrıçası olarak da biliniyordu.
http://turabisaltik.blogcu.com/buyu-ve-kotuluk-tanricasi-hekate/3204064

28 Şubat 2010 Pazar

Stratonikeia Anıtsal Kapısı


Stratonikea Muğla'nın Yatağan ilçesi'nin 6-7 km. batısında, Yatağan-Milas karayoluna 1 kilometre mesafede yer alır.

Kent, MÖ 3. yüzyılda kurulmuştur. Kuruluşu bir aşk öyküsüne dayanır. Suriye kralı I. Seleukos'un oğlu Antiokhos üvey annesi Stratonike'ye aşık olur. Bu umutsuz aşk nedeniyle hastalanır ve ölmek üzereyken durumu öğrenen kral eşi Stratonike'yi oğluna verir. Antiokhos iyileşir önce üvey annesi sonra eşi olan Stratonike'yle birlikte Karia'ya gelir ve sevgili eşinin adına Stratonikea kentini kurar...

Fotoğrafta görülen anıtsal kapı, kentin kuzey kenarındaki ana giriş kapısıdır. Büyük mermer bloklardan oluşmaktadır. Geniş ve ince taş duvarcılığı ile örülmüştür. Bu kapının üzerinde kemer olduğu kalıntılardan anlaşılmaktadır. Kapıdan sonra sütunlu bir alanın ve yolun varlığı görülmektedir.


Selenanın Aynası (Bafa Gölü)





Bir zamanlar Bafa Gölü, Söke ovasının bu günkü yerinde yer alan Latmos Körfezine bağlı bir koydu . İyonya ile Karya'yı ayıran sınırların geçtiği bölgenin kuzeyinde antik çağın en önemli kentlerinden İon Milet, güneyinde ise Karya'lı Heraklia yer alır.






...................
Öyle durgundu ki suları Bafa'ın
Ay tanrıçası Selena, ona bakarak tarardı
Her dolunayda sırma saçlarını.
Ve Bafa bu nedenle kazandı,
Selena'nın Aynası sıfatını.

Çoban Endimon'u böyle güzel bir gecede
Ay ışığında davarını yayarken ve
Beşparmak Dağından ona bakarken gördü.
Selena, tanrıydı tanrılığına ama,
Sapına kadar İyon
Ve dişiydi sapına kadar...
O güzelliği görür de nasıl aşık olmaz,
Tanrı bile olsa insan...

Tanrılar ise hoşlanmadı bundan...
Ne demekti tanrıyla aşk yaşayan çoban.
Gerçi Zeus çok ölümlüyle fındık kırmıştı ama
Yine de Olimpos'ta toplandılar,
"Suçlar ve cezalar hep insanlarındır ya..."
Tanrılar kurulunca
Sonsuz uyku cezasına çarptırıldı Endimon...

Derler ki hâlâ o zamanlardaki gibi
Her gece gelir Selena
(ve dolunaylarda herkes şahit olur buna)
Sabaha kadar sevişmek için,
Sonsuz uykunun koynundaki aşkına...

27 Şubat 2010 Cumartesi

Sultanhanı Kervansarayı

Aksaraydan Konya'ya giderken 42. km'de Sultanhanı Kasabası'na varırsınız. Kasaba adını görkemli bir yapıdan, bir kervansaraydan alır.
"Kervansaray, 1229 da I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılmış, 1278 de II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından genişletilmiştir. Dıştan yazlık ve kışlık bölümlerinin boyu 116,90 m.'dir. Yazlık kısmının eni ise 49.35 m. Boyu 61.75 m.dir. Kışlık kısmının eni ise 32,90 m. Boyu 55,15 m.'dır. Yazlık ve kışlık kısmının toplamı 4866 m²'yi bulmaktadır."
(Vikipedi)

15 Şubat 2010 Pazartesi

Çandarlı Kalesi

Kalenin M.Ö. 6. yüzyılda Pitane kentini korumak için Aiol'lar tarafından yapıldığı akla gelmektedir. Kalenin defalarca yıkılıp yapıldımış ve duvarlarında antik taşlar da bulunmaktadır. Kale bugün de beş kulesi, mazgalları, kapısı ve duvarları ile son derecede sağlam ve görkemli durumdadır. Şu andaki kareye yakın bir dikdörtken biçiminde planı ile M.S. 14. yüzyılda Cenevizliler tarafından yapılmıştır.

12 Şubat 2010 Cuma

Keçi Kalesi


Keçi Kalesi İzmir-Selçuk yolu üzerinde Selçuk'tan 9 km uzaklıktaki Alamandağı'nda (Gallesion) 300 m yükseklikte yer alır. Kızılhisar da denilmektedir. 13. y.y.'da Bizanslılar tarafından yapıldığı bilinmektedir.
İzmir-Selçuk yolundan geçenler Keçi Kalesini aşağıdan bir açıyla görür. Bu açıyı yakalamak için ise bir küçük uçak gerekiyor... :)

Çakırcalı Mehmet Efe'nin Evi

Çakırcalı Mehmet Efe'nin Ödemiş Kayaköy'deki evi. Çakırcalı (Çakıcı) Mehmet Efe, Babası Çakırcalı Koca Ahmet Efe'nin Osmanlının efelere uyguladığı politika gereği, bir zaptiye çavuşunca tuzağa düşürülerek öldürülmesi üzerine 1893'te dağa çıkmıştır.
Eylemlerinden elde ettiği parayı halka cömertçe dağıtır. Özellikle Ödemiş dolayında köylerde genç kızlara çeyiz parası verir, giysisi olmayanı giydirir, evi olmayana ev yaptırır. Hatta köprüler, yollar inşa ettirilmesine önayak olur. Halkın sempatisini kazanması sayesinde köyler ve yörük obaları ona yataklık ederler.

Resim yazısı ekle

Çakırcalı 17 kasım 1911'de Karıncalı Dağ'da büyük bir zaptiye müfrezesi tarafından sıkıştırılır. Çatışma sırasında ölür. Kızanları, tanınmaması için cesedinin kafasını keserek kaçarlar. İlk karısı Iraz (Raziye) Hanım, Çakırcalı'yı göğsünden teşhis eder. Cesedi Ödemiş Belediyesi önünde günlerce asılı bırakılır.
Ölümünden 15 yıl sonra 2. karısı Fatma Hanım, cenazesini Ödemiş Kayaköy'e nakletmiştir. Yöre halkı hâlâ kendi söyleyişleriyle Çakıcı'ya saygı ve sevgi duymaktadır. Mezarına girmeden önce Çakırcalı'dan "destur" isterler
Efeliği süresince tam 256 kişiyi öldürdüğü öne sürülür. Ünlü İzmir'in Kavakları türküsü (aslı, Ödemiş'in Kavakları) Çakıcı'ya yakılmıştır.

Ödemiş kavakları
Dökülür yaprakları
Bize de derler Çakıcı
Yar fidan boylum
Yakarız konakları

Selvim senden uzun yok
Yaprağında düzüm yok
Kamalı da zeybek vuruldu
Yar fidan boylum
Çakıcı’ya sözüm yok

Efes Antik Tiyatrosu


İyon'yanın en görkemli, zengin kentlerinden Ephesos'un büyük tiyatrosunun uçaktan görünüşü...
Liman caddesi ve Mermer Cadde'nin birleştiği yerde bulunan 24.000 kişilik eser, antik çağın en büyük açık hava tiyatrosudur. Üç katlı sahne binası, hayranlık uyandıran akustiği, üç bölümlü oturma basamakları ile ünlüdür. Aziz St. Paul bu tiyatroda vaazlar vermiştir.