5 Ocak 2017 Perşembe

SİVASA (GÖKÇETOPRAK) KÖYÜ



Nevşehir'in Gülşehir İlçesine bağlı resmi adı Gökçetoprak olan Sivasa Köyü, Kapadokya'nın aklınızda yer etmiş manzaralardan ibaret olmadığının bir örneği... Köyden geçip gitseniz diğer İç Anadolu köylerinden biri olduğunu, onun özel bir yer olmadığını sanabilirsiniz. Oysa köylülerin hâlâ kullandığı Sivasa (Orta Anadolu şivesiyle Suvasa) Luvi dilinde bir ad. Anadolunun en eski halklarının dilinde yani.



 Luvi dilindeki adını hak etmek için olsa gerek bazılarının hala içinde oturulan taş evlere sahip. Aralarında dolaşırken kendinizi o dönemde sanabilirsiniz.







Köyün eski ve bir kısmı terk edilmiş toprak harçlı taş evleri sanki 5000 yıl önce yapılmış ve tarihten fırlamış gibi. Yalnız kapı ve pencere söveleri yontularak şekillendirilmiş duvar taşları birbirinin üzerine kuru duvar şeklinde yerleştirilmiş. Bacalar birer pişmiş topraktan küp ile sonlanıyor. 





















 Ayrıca çok ilginç bir şekilde yer altında kemerli, kubbeli, ocaklı taş yapılar var. Halen ahır olarak kullanılan birine girdiğinizde geniş düz taşların ustaca üst üste konularak yapıldığı kubbeleri hayretle izleyebilirsiniz.

                               


Köyde köylülerin Zeus Heykeli dedikleri aslında bir Hitit Tanrısının kabartma heykeli bulunuyor. Köyde çok eski bir kilise ve yeni (1989 yılında) keşfedilmiş bir yeraltı şehri de var.














































Köyün dışında 2-3 km uzaklıkta doğal bir kayaya kazınmış hiyografik yazılı bir Hitit anıtı bulunuyor.


KORYKOS - KIBRISLI PRENSİN KENTİ - KIZKALESİ


Halikarnaslı Heredot'un yazdığına göre Kıbrıslı Prens Gorges tarafından kurulmuş bir liman kentidir. Mersin iline bağlı Kızkalesi beldesinde yer alır. MÖ 4. yüzyıla kadar uzanan çalkantılı tarihinde birçok değişik devletin egemenliği altına girmiştir.



Şimdi nefis bir kumsalın yanında yükselen kıyı kalesi ile birkaç yüz metre açıkta bulunan deniz kalesiyle tarihi ve turistik bir alandır.




Antik Klikya Bölgesinin bu önemli limanı, Seleukhos Krallığı, Roma, Bizans, Klikya Ermeni Krallığı, Karamanoğulları Beyliği, Osmanlı dönemlerini görmüştür. En parlak dönemini 450 yıllık Roma döneminde yaşamıştır.




Bu gün kalıntılarını gördüğümüz kıyıdaki ve denizdeki iki kale ile çağının en güvenli liman kenti olmuştur.


                          


Kare planlı kıyı kalesi, iki sıra sur ve surların dışındaki denize bağlantılı bir hendekle çevrilmiştir. Arap akınlarına karşı Bizans tarafından yapılan, sonradan Karamanoğulları tarafından onarılan kaleye hareketli bir köprü ile girilmekteydi. 



Kent içinde 14 kilise bulunmaktaydı. Kalıntılar arasında bu kiliselerin kalıntılarından başka, surlar, sarnıçlar, su kemerleri, kaya mezarları, Roma dönemi yolları, lahitler görülmektedir.




Kıyı kalesinin 50 metre kadar dışında bulunan nekropolde kabartmalı kaya mezarlar ve lahitler bulunur

Kıyı kalesinin 400 metre kadar açığında bulunan karaya eskiden bir yol ile bağlanmış küçük bir adada deniz kalesi yer alır. Bu gün yol deniz altında kalmıştır. Adaya gezi tekneleriyle ulaşılmaktadır.
Adadaki kale KIZKALESİ adıyla anılmaktadır. 




Kızkalesi yaklaşık 200 metre uzunluğundaki surları ve 8 adet kare, üçgen ve yuvarlak planlı kuleleriyle son derece sağlam kalmıştır. Kalenin 1199 yılında I. Leon tarafından yaptırıldığı 1361 yılında Kıbrıs Krallığı tarafından zapdedildiği ve bir zaman korsanlar tarafından kullanıldığı biliniyor.
Kalenin ortasında iki şapelin yer aldığı tabanları mozaikli kaplı bir yapı kalıntısı bulunmuştur.





       Kalenin batısında denize açılan bir kapı ve bir galeri yer alır. Ayrıca sarnıç ve atölyeler bulunmaktadır. Deniz ortasındaki her kale için uydurulan, kralın kızı hikayesi Korykos deniz kalesi için de yinelenir. Kahinlerin yılan sokmasından öleceğini söylediği kızı için kalenin kral tarafından yaptırıldığı ama zavallı kızcağızı üzüm sepetine gizlenmiş bir yılanın sokarak öldürdüğü anlatılır. Kale ve antik kent de bu efsane nedeniyle Kızkalesi olarak adlandırılmıştır.








2 Kasım 2016 Çarşamba

HIZIR BEY CAMİSİ EĞİRDİR


Isparta'nın güzel ilçesi Eğirdir'in merkezinde yer alan tarihi cami halk arasında Ulu Cami diye anılır. Yapım tarihi kesin olmamakla birlikte 1328 yıllarında yaptırıldığı düşünülmektedir. Hamidoğulları Beyliği döneminde eski bir depodan Hızır Bey tarafından camiye çevrildiği söylenmektedir. İlk yapıldığında düz toprak damlı kagir bir bina olduğu, kışın yağan karların kürümesini kolaylaştırmak üzere damın bir kısmının açık bırakıldığı ve cami içinde bir kar kuyusu bulunduğu biliniyor.



 Cami 1814 yılında çıkan bir yangında büyük hasar görmüştür. Eğirdir Mültezim ve muhafızı olan Yılanlıoğlu Şen Ali Ağa, halktan toplanan paralarla camiyi tamir ettirmiştir. 1883 yılında Hacı Murat Ağa ise, toprak damın üzerini kiremitle kapattırmıştır.

        

Caminin tek şerefeli minaresi bitişik olduğu medrese ile ortak sur duvarlarının üzerine yapılmıştır. Bu oldukça kendine özel bir durumdur. Giriş kapısı Selçuklu taş işlemeciliğinin güzel bir örneğidir.



Dikdörtgen planlı caminin mihrabı çinilerle süslüdür.

Caminin avlusunda dükkanlar bulunmaktadır. Avludaki sütun başlıkları çeşitli motiflerle süslenmiştir.








1 Kasım 2016 Salı

ZEUGMA MOZAİK MÜZESİ


Zeugma Antik Kenti, MÖ 300 yıllarında Büyük İskender'in generallerinden Selevkos Nikator tarafından Kurulmuştur. Fırat Nehrinin geçit veren sığ bir kısmının iki yakasına kurulan şahrin ilk adı Seleukeia Euphrates'tur. Kent Kommagene Krallığının da önemli bir ticaret merkezi olarak bilinmektedir. Roma İmparatorluğu MS 64 yılında şehri egemenliğine alır. Adını geçit, köprü anlamına gelen Zeugma olarak değiştirir ve şehre bir garnizon yerleştirir.
Zeugma en parlak dönemlerinden birini Roma döneminde geçirir. Komutanların villaları son derce güzel ve lükstür. Şehir Bizans ve Abbasiler tarafından bir süre daha iskan edilir 7. yüzyılda terk edilir.

1987 yılında başlatılan kazılarda bir çok önemli tarihi eserler çıkarılmıştır. Buna rağmen yapımına başlanan Birecik Barajı'nın su tutması nedeniyle baraj altında kalacak kentte hızlı kurtarma kazılarına başlanmıştır. Kazılarda Roma Dönemi sivil mimarisi ve sanatına ait çok sayıda mozaik bulunup yerlerinden çıkarılmıştır. Buluntular bu gün Gaziantep'teki Zeugma Mozaik Müzesinde sergilenmektedir.


Kazılar sırasında ortaya çıkarılan büyük bir mozaiğe ait küçük bir parça Zeugma'nın simgesi olmuştur. Bu parça kazı ekibinin şaka yollu benzetmesiyle "Çingene Kızı Mozaiği" olarak adlandırılmıştır. Aslında Dianysos'un bir müridi, Yer Tanrıçası Gaia ya da Büyük İskender olduğu konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmektedir.


Müzenin üst katından zemin kata bakış... 


Bir detay... Örgü şeklindeki motifin canlı renkli taşlarla işlenişi...


Oceanos ve Tethys Mozaiği... Dünyayı çevreleyen suların tanrısı Oceanos günümüz okyanuslarında adını yaşatıyor.  

Aşağıda çeşitli mozaiklerden detaylar görülüyor.


Renkler kullanılarak 3 boyutlu izlenimi yaratılmış.




Fırat Nehrinin tanrısı: Akheleos

Aşağıdaki taban mozaiğinde çift atlı arabaya binmiş elinde üçlü zıpkınıyla Denizler Tanrısı Poseidon ile altında Oceanos ve Tethys resmedilmiş.

Yukarıdaki mozaiğin yakından görünüşü...

Suriye kralının kızı Europa'nın (Avrupa'ya adı verilen güzel kız) boğa kılığına girmiş Zeus tarafından kaçırılışı. 


Şarap, coşku ve zevk Tanrısı
Dionisos, Telete ve Skirtos mozaiği
Akratos (yönetici), Su perisi Euprosyne'ye
  altın kraterden aldığı kutsal şarabı
bereket boynuzu ile sunuyor.

Dionysos ve Ariadne'nin düğünü mozaiği çok büyük olduğu kadar bir tablo kadar sanatsal ve güzeldir. Bulunduktan bir süre sonra, henüz müzeye taşınmadan üçte ikisi çalınmıştır. Eksik bölümleri projeksiyonla yansıtılmaktadır. 
Perseus ve Andromede... Perseus'un elinde Medusa'nın kesik başı görülüyor.