10 Haziran 2011 Cuma

Alanya Kızıl Kule

Kızıl Kule, Alanya Liman'ındadır. Kentin sembolü olan sekizgen planlı yapı 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. 1226 yılında Selçuklu Sultanı I. Aleattin Keykubat tarafından Sinop Kalesi'ni yapan Halepli yapı ustası Ebu Ali Reha el Kettani'ye yaptırılmıştır.
İnşaat sırasında belli bir yükseklikten sonra taş blokları kaldırmak güç olduğu için üst kısmı pişmiş kırmızı tuğlalarla yapılmış ve bu nedenle Kızılkule adını almıştır. Kule duvarlarında antik çağdan kalma mermer bloklar görülmektedir. Sekizgen planlı ve her bir duvarı 12.5 metre genişliğinde olan kulenin yüksekliği 33 metre, çapı 29 metredir. İçinde zemin dahil beş kat vardır. Kulenin üstüne yüksek aralıklı ve 85 basamaklı taş merdivenle çıkılır. Kulenin tepeden aldığı güneş ışığı birinci kata kadar ulaşır. Kulenin ortasında bir sarnıç bulunur.
Kulenin sağlamlığını arttırmak için harcında yumurta akı kullanılmıştır. Kırmızı rengini veren ise dış yüzeyine sürülmüş olan yumurta sarısıdır.
Kule denizden gelecek saldırılara karşı limanı ve tersaneyi korumak amacıyla yapılmış ve yüzyıllar boyunca askeri amaçla kullanılmıştır. ..

http://tr.wikipedia.org/wiki/Kızılkule

Anamur Mamure Kalesi






Anamurium antik kentinin dış koruyucu kalesi olarak antik çağlardan beri var olduğu sanılan Mamure kalesinin MS 3. ve 4. yüzyıllarda Roma tarafından yeniden yaptırıldığı sanılmaktadır. 
Karamanoğlu Mahmut Bey 1300–1308 yılları arasında 36.000 kişilik bir ordunun başında Anamur ve civarına gelmiş, kaleyi fethetmiştir. Daha sonra büyük bir onarım görerek mamur edilen kale “Mamure” adıyla anılmaya başlanmıştır. Bu çalışmalar sırasında surların içine bir cami ve dışına da bir hamam yaptırılmıştır. 15.- 16. yüzyıllarda  Osmanlılar tarafından bazı onarım ve eklemeler yapılmıştır. 
Mamure kalesi Akdeniz'in kıyısında oldukça sağlam durumdadır. Eğer yolunuz düşerse mutlaka ziyaret etmelisiniz. 

8 Haziran 2011 Çarşamba

Aspendos






Aspendos veya Belkıs Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs köyünde yer alan anfi tiyatrosuyla meşhur bir antik kenttir.

Aspendos, Serik ilçesinin 8 kilometre doğusunda, Köprüçayı'nın dağlık bölgesinden düzlüğe ulaştığı yerde M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuş ve antik devrin mamur zengin kentlerinden biridir. Buradaki Tiyatro M.S. 2. yüzyılda Romalı'lar tarafından inşaa edilmiştir. Kent biri büyük, biri küçük iki tepe üzerine kurulmuştur.

Coğrafyacı Strabon ve Pamponrus Mela, Kentin Agruslularca kurulduğunu yazarlar. Bölgeye M.Ö. 1200'den sonra Yunan göçleri olmuştur oysa Aspendos adının kaynağı Rumlardan önceki yerli Anadolu dilidir. Önemli bir ticaret yolu üzerinde olduğu ve Köprüçay Irmağı ile limana bağlandığı için Aspendos, her çağda ele geçirilmek istenen kentler arasında yer almıştır.

Aspendos'un en önemli yapısı tiyatrosudur. Antik tiyatrolar arasında en iyi şekilde korunanarak gelmiş bir açık hava tiyatrosudur. Bu tiyatro Anadolu'daki Roma Tiyatrolarının günümüze sahnesi ile ulaşabilen en eski ve sağlam bir örneğidir. Mimarı Aspendos'lu Theodorus'un oğlu Zenon'dur. Antonius Piu zamanında yapımına başlanmış Marcus Aurelius zamanında tamamlanmıştır (138-164). Tiyatro, kentin yerli tanrıları ile imparator ailesine sunulmuştur.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Aspendos

Fotoğraflar yukarıdan aşağıya:
Tiyatro sol seyirci sıraları
Tiyatro sahne
Bazilika
Anıtsal Çeşme


6 Haziran 2011 Pazartesi

Sagalassos


Sagalassos ,antik Pisidya bölgesinin Roma dönemindeki en önemli kentiydi. Asıl tarıhi ise Helenistik çağdan öncesine dayanmaktadır. Tarihte adını duyurması Büyük İskender'in fethi ile olmuştur.
Sagalassos, günümüzde göller bölgesi olarak adlandırdığımız bölgede, Burdur İli Ağlasun İlçesinin 7 km kuzeyindeki yüksek bir tepenin yamacından adını verdiği şirin ilçeye bakmaktadır.
Üstteki panoramik fotoğrafta restorasyonu yapılarak suyu akıtılan anıtsal Antoninler Çeşmesi ve önündeki alan görülmektedir. Kentteki İskender'e atfedildiği sanılan heroon binasını dört yandan saran nefis frizler ve solda aşağı şehirden ion stili başlığı ile ayakta kalmış bir sütunun fotoğrafları kenti ziyaret etmek için gereken motivasyonu sağlayacağını umuyorum. (Ben kenti görmek için yolumu 350-400 km uzattım. :) )
Bu arada oldukça sağlam kalmış Roma hamamları ve en yüksekte kurulmuş tek 9000 kişilik tiyatrosu da ünlüdür.

5 Haziran 2011 Pazar

Miletos... Bilimsel Düşüncenin Beşiği...


 Miletos (Milet) modern bilimlerin başlangıcı kabul edilen Thales'in başını çektiği Milet okulunun kenti. "Klasik çağların çok ünlü Miletos asıllı tabiat alimleri arasında Thales, Anaksimenes, Anaksimendros, ve Hekataios sayılabilir. Thales M.Ö. 582'de güneş tutulmasını önceden hesaplayıp astronomi ve geometride yeni teoriler üretmiş; Anaksimenes varoluşu açıklamaya çalışmış; Anaksimandros tanrılara dayanmayan evrensel kanunları taşlara kazdırmış; Hekataios corafyada üstünlük göstermistir. Birbirine parallel ve birbirine dik sokaklardan oluşup bir ızgara gibi dikdortgen bloklar ortaya çıkaran yeni şehir planlama sistemi Milet şehri planlamacısı Hippodamos tarafından geliştirilmiş; Milet'e uygulanmış ve sonra Roma İmparatorluğu'nun özellikle ordu merkezi ve ordu mensuplarının kurduğu koloni yeni şehirlerinde uygulanmıştır." (Wikipedi)
Miletos, Aydın İli Söke İlçesine bağlı Balat köyü yakınlarındadır. Tarihi çok eskilere dayanır. Antik Yunan çağlarında bir bağımsız şehir olan Miletos  Anadolu'da on iki İon şehrinin kurmuş olduğu İonia Birliği üyesidir. MÖ 6. yüzyılın ilk yarısında bir deniz imparatorluğu merkezine dönüşmüştür. Trabzon, Sinop, Kırım da içinde olmak üzere kendine bağlı 98 adet koloni kenti kurarak muhteşem bir güce ulaşmıştir. Şu an Menderesin Latmos körfezini doldurması sonucu denizden 10 km içeride kalmıştır.
Üstteki fotoğrafta ünlü tiyatrosunun panoramik görüntüsü yer alıyor. Alttaki iki fotoğrafta ise tiyatro civarındaki taşlardan detaylar görüntülenmiş.

4 Haziran 2011 Cumartesi

Prien, Şehir Planlamasının İlk Örneği...

Priene Aydın Söke'de Güllübahçe Beldesinde yer alan bir İyon (Antik Yunan) şehridir. Şehir Büyük Menderes (Meandros) nehrinin 10 km kuzeyindedir. Kent kurulduğu sırada  Latmos Körfezi kıyısında bir liman kentiydi. Menderesin getirdiği alüvyonlarla günümüzde Latmos körfezi dolmuş ve güneyinde yer alan Miletos gibi Prien de denize kilometrelerce uzakta kalmıştır. Şehir, MÖ 4. yüzyıl da yeni bir planla yeniden kuruldu. Bu plan günümüzün modern şehir planı Grid'in (ızgara) öncüsünü oluşturur. Halikarnasos'taki ünlü Mousoleum'un mimarlarından biri olan ve kentteki Athena tapınağını yapan mimar Pytheos bu şehir planının ilk uygulayıcısı olarak bilinir.
Kent, yolların birbirini dik açı ile kestiği  dikdörtken adalardan oluşur. 7 m genişliğinde doğu-batı doğrultusunda 6 ana yolu ve buları dik kesen genişliği 3.5 m olan 15 tali yolu vardır. Şehirdeki tüm kavşaklar arasındaki mesafe aynıdır. Dolayısıyla şehir 80 eşit alanlı bloğa ayrılmıştır. Özel evler, her bloğa sekiz ev seklinde düzenlenmiştir. Şehirde temiz su ve kanalizasyon yapıları açıkça görülebilir.
Fotoğrafta ortada ayakta kalan sütunlarıyla o eski görkemini bizlere anımsatan Athena Polias tapınağı ve arkasında 230 metre yukarıdaki Akropolis görülmektedir. Soldaki fotoğrafta bir binanın oluklu köşe detayı, sağda ise ana caddedeki kanalizazyon görülmektedir...

Güllübahçe Aziz Nikolaos Kilisesi



Güllübahçe Aydın İli Söke İlçesi'ne bağlı bir belde. Antik İon kenti Prien'in yanında kurulmuş. Yerleşim yerlerinin adlarının türkçeleştirilip tarihten koparılmaları modası sırasında Gelebeç olan adı Güllübahçe oluvermiş. Köyün ovaya hakim yüksek bir bölgesinde eski bir kilisenin üzerine 1821 yılında yapılmış. Hristiyan halk mübadeleyle gönderilince Demre'li Noel Baba'ya adanmış bu güzel yapı sahipsiz kalmış. Oldukça bakımsız ama çan kulesi, henüz üzerleri karalanmamış süslemeleri geniş iç mekanı ile zamanında ne kadar görkemli olduğunu görmek mümkün...
Üstteki fotoğrafta çan kulesi, ortada kilisenin içi görülüyor. En altta yer alan fotoğraf osteoflakın (kemiklik) alt katından bir görünüm. (Mezarlıklarda yeni gelenlere yer açmak için boşaltılan mezarlardan çıkan kemiklerin konulduğu yer.)

12 Kasım 2010 Cuma

Hüdavent Hatun Türbesi

Hüdavent Hatun Selçuklu Sultanı IV. Rüknettein Kılıçaslan'ın kızı...  1332 yılındaki ölümünden 20 yıl önce dönemin en güzel  taş işçiliği örneklerini taşıyan bu sanat eserini yaptırmıştır. Türbeye daha sonra Emir Sücaeddin Kızı Paşa Hatun (ölm.1340), Niğde Sancak Bey’in kızı Belkıs Hatun (ölm.1563) da defnedilmiştir. Bu üç soylu kadının yattığı sekizgen türbenin kapısı ve üç penceresinin nefis işciliği görülmeye değer. Altta mermwer söveli pencerelerden detaylar görüyorsunuz.
Özellikle solda daha da büyütülmüş insan başlı kuş motifi son derece ilginç.


Niğde Müzesi




Niğde'de müzeyi bulmakta biraz zorlandık. İyi ki de böyle oldu çünkü onu ararken kaleyi, saat kulesini, Efsanevi Alaattin Camisini (malesef içine giremedim) ve güzeller güzeli Hüdavent Hatun Türbesini keşfettim.



Müze beklendiği gibi zengin anadolu uygarlıklarının 10-12 bin yıllık izlerini sergiliyor.


Yukarıdaki Fotoğraf kolajında en solda türkmen tepeliği, hemen yanında Hititlerin fırtına tanrısı güçlü Teşup'un yer aldığı bir stel, hemen sağında anadolunun güzel aşk tanrıçası Afrodit'in oğlu haşarı Eros, Eros'un ayaklarının altında bakışlarıyla karşısındakileri taşa çeviren yılan saçlı korkunç Medusa, onun solunda üzerinde hiyogralif ile Hititce "... sa wa pa/i-mu-ta wa..." yani Tanrı benimle oldu yazılı bir yazıt, yanında da bir roma steli görüyorsunuz. Altta yatan ise küçük bir bebek mumyası ve çok da eski değil. Bizans döneminden kalma...
Niğde Merkez Akhisar Köyündeki Çanlı Kilisede bulunmuş dört çocuk mumyasından biridir. Geç Bizans dönemine MS 11 -12. yüzyıla tarihleniyor. Aksaray Müzesinde de yer alan mumyalarla çağdaş.
Müzede fotoğrafta yer almayan bir kadın mumyası da sergileniyor...

İlkokul öğrencileri müzeyi gezmeye gelmişler. Kısa bir sohbetten
 sonra beni kırmadılar Hitit Fırtına Tanrısı Teşup stelinin 
önünde sevimli ve güzel bir poz verdiler.



Bölgedeki obsidiyen kaynakları MÖ 9000 ile 5000 yılları arasında işletilmiştir. Güllüdağ çevresinde yalnız obsidiyen kaynakları değil, onu işleyen işlik ve atölyelerin izlerine rastlanmıştır. İlk çağlarda obsidiyen çok önemli bir maddeydi. Volkanik cam olarak bilinen obsidiyen keskin hatları nedeniyle bıçak, orak, keski gibi aletler dışında ok ve mızrak uçları yapımında da kullanılıyordu.



Sergilenen kemikten yapılma eserler...
 
Hititlerin baş tanrısı, Fırtına Tanrısı Teşup,
bir elinde baltası, diğerinde  yıldırımları ile taşa nakşedilmiş.

Ahşap oyma bir dolap kapağı...




Müzede sergilenen değişik eserler. Farklı yıllarda kullanılan 
8 farklı tabanca, altın gerdanlık, gülsuyu şişeleri ve
koca bir yüzük ...
Sağdaki fotoğrafta ayaklı şamdanlar...



Afyon'un Karahisar'ı ve Ulucami


Afyon'u Afyonkarahisar yapan Karahisar kalesi...
Kale, şehrin güneyinde, çok yüksek ve yalçın bir dağın tepesindedir. Volkanik sarp kayalar üzerine M.Ö. 2000 yıllarında kurulduğu sanılıyor.
İlk yerleşim Hitit kralı II. Murşil'in Arzava seferinde kullanıldığından bahsedilen ve Hapanova (Yüksek Tepe) olarak adlandırılan Kale'de rastlamaktayız. Hitit sur parçaları günümüze kadar ulaşmıştır.Hititlerden sonra Frigler ve diğer anadolu medeniyetleri tarafından da kullanılmştır.

http://www.afyon-bld.gov.tr

Ulu Cami, Selçuklu döneminde 1272 tarihinde Sahip Ata oğullarından Nusretüddin Ahmet tarafından yaptırılmıştır.  Taş duvarlı cami kızılçamdan 40 direk üzerinde duran ahşap bir tavana sahiptir. Bu blogta Selçuklu döneminden Beyşehir Eşrefoğlu ve Birgi Aydınlıoğlu Mehmet Bey camilerinde olduğu gibi zamanın harika ahşap işçiliği örnekleri ile doludur. Tavanda ilk yapılıştan kalmış sütun başlığı ve bazı süslemeler dışında orjinal mihrap kapısı ve yine orjinal minber çok güzeldir...
http://afyon-abdulhalim.blogspot.com